soğuk bir geceye, geçtiği kapıdan doğdu marcus yüreği titrerken.. kuş gibi kanatlandı denirdi belki; ama onu içine alan melankolinin ta kendisiydi.. adımlamaya çalıştığı toprak ayaklarının altından kayıyordu.. yolunu şaşırtmak ister gibi.. sağa sola yalpaladı.. buğday başakları koluna değer gibi bir ince histi yürürken onunkisi; ancak o başaklar kılıçtandı.. ürperdi, görüntü bulandı.. baktığı her yer kararıyordu.. gecenin sessizliği herşeyi içine alıyordu sanki.. O' nu da aldığı gibi...
" dayan " dedi ufak, hastalıklı yüreği.. ya da içinden bir ses belki.. yürüdü, yürüdü we bulduğu ilk arabanın önüne atladı.. kapıyı kapatışı kulağında hala, " götür buralardan " der gibi.. sür.. uzakta, karanlıkta kaybolalım.. yüreğinin gömüldüğü girdap gibi..
iskelede indi.. 2. araca ihtiyaç wardı.. kaçmak öyle kolay mıydı ? hele de anılarından; senin gittiğin yoldan onlar dönerken.. bindi we talih bu ya, en arkada ters oturdu yola.. hiç sewmezdi.. ama o karanlıkta iyi geldi.. arkasında bıraktıklarına bakarken...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder